Marmaris / Muğla

Dated: 4 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Muğla
0 Comments
Uzun kıyı şeridindeki koyların çokluğu , doğal liman oluşu, antik kentlere yakınlığı, doğal güzellikleri, mavi tur olanakları, modern yat limanları, körfezin her türlü su sporlarına olanak sağlaması, beş yıldızlısından başlayarak en mütevazı pansiyonuna kadar tüm turistlerin gönüllerince tatillerini geçirebilecekleri cennet bir ilçedir.
Kısa bir süre öncesine kadar balıkçılığı, süngerciliği ve ıtırlı bitkileri ile tanınan Marmaris, bugün büyük bir turizm merkezi haline gelmiştir.

Alışveriş
Yörenin meşhur çam balını, yöresel el işi halı ve kilim gibi çeşitli ürünlerinin yanı sıra Türkiye’nin her tarafından gelmiş hediyelik eşya ile başta altın ve gümüşten yapılmış muhtelif ziynet eşyası, deri konfeksiyonu, her çeşit baharat ve şifalı otları ve yatlar için gerekli her türlü malzemeyi Marmaris’in zengin ve bol çeşitli mağazaları ile kapalı çarşısından satın almanız mümkündür.
Eğlence
Büyük turistik tesisler ve tatil köylerinin diskolarının yanında özellikle yat limanındaki restaurant, bar, kafe ve şehrin muhtelif yerlerindeki diskolarda, körfezde müzikli eğlence düzenlenerek turlar yapan teknelerde gönlünüze göre doyasıya eğlenebilirsiniz. Marmaris körfezinde her türlü su sporunu yapmanız mümkündür.

Ulaşım
Marmaris’e İstanbul, İzmir, Denizli, Muğla ve Antalya’dan düzenli otobüs seferleri ile karadan, DALAMAN Havalimanı (90 km.) ve Bodrum-Milas Havalimanı (140 km.) ile havadan ve denizden yaz-kış ulaşmak mümkündür. Marmaris’ten yazın (Pazar hariç) her gün, kışın haftada 3 gün RODOS’a feribot seferleri mevcuttur.

Gezilmeli-Görülmeli

Marmaris Kalesi
Ionyalılar tarafından yapıldığı öne sürülen kale, Büyük İskender döneminde onarımdan geçirilmiş olup, Kanuni Sultan Süleyman tarafından, Rodos seferi sırasında (1522) büyük çapta genişletilip onarımdan geçmiştir. Kaleden gündüz ve gece olağanüstü bir Marmaris panaromasını seyretmek mümkündür.

Taşhan ve Kemerli Köprü
İskelebaşı semtindeki Taşhan (Muğla yolu 10 km.), kagir kemerli köprüsü ile birlikte kitabesine göre Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır.

Antik Kentler

Physkos
Antik Caria bölgesinin önemli bir liman kenti olan Physkos’un kalıntılarını Marmaris’in kuzeyindeki Asar tepesinde görmek mümkündür. Bu kalıntılar (Akropol) üzerinde sur duvarları günümüze kadar varlıklarını korumuşlardır.

Loryma (Bozukkale)
Bozburun yarımadasını güney - batı ucundaki Bozuk koyunda önceleri Oplosika (tophane) bükü adıyla bilinen bölgede, Rodos demelerinden Kasara’ya bağlı olan Loryma kasabası kurulmuştu. Yerleşim alanındaki en etkileyici yapı, koy girişine bakan Burunbaşı üzerinde bulunan iyi korunmuş berkitmedir. Düzgün kesme taş duvarcılığı ile örülen bu Rodos adasının kenarlarında dokuz dikdörtgen kule vardır. Bugün bunlardan yalnızca kuzeydeki çıkma kule görülebilmektedir.

Amos
Antik Amos harabelerine Kumlubük koyunun kuzeybatısından, dik sahilin güneyindeki Asarcık denilen tepeden ulaşmak mümkündür. Amos, bir tepe üstünde yer alan tiyatro, tapınak ve bazı heykel kaidelerden oluşur.
Amos’un çevresi aynı dönemden kalma bir surla çevrilidir. Rodos karşı yakasındaki üç tiyatrodan ikincisi olan Amos tiyatrosu bugün oldukça iyi durumdadır. Oturma yerleri, yan duvar ve sahne evinin üç odasını ayırt etmek mümkündür. Prof. E. Bean bölgede yaptığı kazılarda (1948) İ.Ö 200 civarına ait üç ayrı kira sözleşmesinin koşullarını ele alan dört yazıt parçasını ortaya çıkardı.

Cedrae
(Kleopatra veya şehir adaları) Saray adası (Kleopatra Adası) Orta Ada ve Küçük Ada olmak üzere üç adadan müteşekkil olan Şehir Adalarından Saray Adasında Roma çağından kalma eski Cedrae ören yeri bulunmaktadır. Uzaklardan surların kalıntıları kolayca seçilebilir.

Adanın kuzeybatı yanındaki küçük koyda halk arasında Kleopatra’nın yüzdüğü rivayet edilen çok ilginç bir plaj vardır. Efsaneye göre bu küçük koy Kleopatra ile Mark Antonius’un denize girdikleri yer olup, buranın kumu Antonius tarafından Kuzey Afrika’dan gemilerle getirilmiştir. Söylendiğine göre bu cins kum bugün yalnızca Mısır’da görülebilmektedir.

Saray adasının doğu kısmında surlarla çevrili yapı kalıntıları Roma döneminden kalmadır. En iyi durumda olan Küçük Tiyatro binasıdır. Dor’lara ait Apollon tapınağının temelleri üzerinde sonraki yüzyıllarda bir Hıristiyan bazilikası inşa edilmiştir. Saray adasının batı kesiminde bir Agora bulunmaktadır. Bir takım kitabelerden bu bölgede Apollon’un onuruna atletizm festivallerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Küçük adasındaki nekropolün kalıntıları diğer buluntular ile sütün kabartmaları Ada’da görülebilir.

Hydas
Erine - Bybassios yol güzergahı üzerinde Marmaris’e 35km. uzaklıkta bulunan Hydas’da sur kalıntıları, bu kalıntıların güneyinde kare planlı bir mezar anıtı yer almaktadır. Hydas’a 3 km. uzaklıkta, sahilde bir gözetleme burcu ve bu burç üzerinde birkaç mezar bulunmaktadır. Antik Hydas kasabası, Bozburun yarımadasının kuzeyindeki Selimiye koyundaki (Kamışlı Koy) kurulmuştur.

Erine
Marmaris’in güneybatısında Datça’ya uzanan yolun 20. km.sinde güneye Bozburun yönüne dönüldüğünde 2 km.lik asfalt yolla Hisarönü köyüne ulaşılmaktadır. Antik ören yerine buradan 3 km.lik stabilize orman yolu ile gidilir. Erine’de, Roma dönemine ait kalıntılar bulunmaktadır.

Castabus (Pazarlık)
Bu antik ören yeri Hisarlık köyü yakınlarındaki Pazarlık mevkiindedir. Eren dağındaki bu kutsal yere Hisarönü ovasından bir saatlik tırmanışla ulaşılabilir. Tapınak kendisi için yapılan platformun üzerinde yer alır. İ.Ö. 4. yüzyıldan kalma Ion düzenindeki yapı, ayrıca Dor öğeleri de taşımaktadır. Platform üzerinde, tapınak temeli görülebilir. Platformu destekleyen göz alıcı duvarlar günümüze kadar varlığını sürdürebilmişlerdir. Güneydeki alanda yer alan yıkık tiyatro, tapınakla birlikte bölgede tanımlanabilen tek yapıdır.

Saranda (Söğüt)
Marmaris’e 45km. uzaklıkta, bugünkü Söğüt köyü yakınındadır. Roma ve Bizans dönemlerinde kesintisiz olarak bir yerleşim birimi olma özelliğini sürdüren Saranda geç Bizans dönemine ait birkaç yapı kalıntısına rastlanmamaktadır

Bybassios
Erine yolu üzerinde, Bozburun yönüne devam edildiğinde Bybassios antik kentinin kalıntıları ile karşılaşılır. Bugünkü Orhaniye köyü, kalıntıların bulunduğu tepenin yamacına kurulmuştur. Kentin sur kalıntıları orman içinde dağınık bir arazide yer almaktadır.

Euthenna (Altınsivrisi)
Cedrai -Marmaris çizgisinin batısında kalan bölgede, antik çağda Rodos’a bağlı iki önemli kasaba bulunmaktadır. Yerleşim alanını çeviren berkitme sur oldukça iyi durumdadır. Kıyıda ise, boraj kesme taş duvarı tarzı ile örülen antik iskelenin bir uzantısı ile karşılaşılır. Bu ören yerine Karacasöğüt köyü yolundan gidilebilir.

Türbeler, Camiler

Sarıana Türbesi
Türbe, Sarıana mahallesinde, şehre kuzeydoğudan kuşbakışı bakan bir konumdadır. Yanında yeni bir cami bulunmaktadır. Kanuni Rodos seferine çıkmadan önce kehanetleriyle ünlü Fatma Anayı (Sarıana) burada ziyaret eder. Olumlu yanıt aldıktan sonra Rodos kuşatmasına başlar. Marmaris’ten hareketinden önce, binlerce Osmanlı askeri Sarıana’nın ineğinden sağılan sütle kahvaltı yaparak sefere çıkar.

İbrahim Ağa Cami
İbrahim Ağa tarafından 1789 yılında Kemeraltı mahallesinde yaptırılmıştır. Üzerindeki büyük kubbe mimari açıdan dikkati çeker.

Plajlar Ve Mesire Yerleri

Cennet Adası
Marmaris’e denizyolu ile 30 dakikalık mesafede bulunan ada, aslında bir yarımada olup, tamamen ormanla kaplıdır. Pansiyon ve lokantaların bulunduğu ada sezon boyu tur teknelerinin uğrak yeri olup yüzme ve eğlence için mola verilir.

Fosforlu Mağara
Turunç ve Kumlubük’e giden tur teknelerin uğrak yeri olan doğal mağara akvaryumu andıran temiz, yeşil ve turkuvaz renkli sularda yüzme olanağı sağlar.

İçmeler
İlçeye 10 km. uzaklıkta bulunan İçmeler, eskiden hazım sistemine iyi gelen içme suyu ile meşhurdur. Bugün ise turistik tesisleri, plajı ve eğlence yerleri ile sayılı turistik beldelerimizden birisidir.

Turunç
Marmaris’e 21 km. uzaklıktaki köye, deniz ve karayolu ile ulaşmak mümkündür. İri kumlu plajı ile eski bir balıkçı kasabası olan köy, bugün her türlü konfora sahip turistik tesisler, pansiyonlar ve çardak lokantaları ilgi çekmektedir.

Kumlubük
Turunçtan 6 km.lik bir yolla ulaşılan köye, Marmaris’ten deniz yolu ile de gitmek mümkündür. Yeşil ile mavinin iç içe girdiği temiz denizi ve harika kumu ile bölgenin en gözde plajlarından birisidir.

Çiftlik
Deniz yolu ile 2 saatlik bir yolculukla gidilebilen köye, ayrıca İçmeler, Bakır Köyünden de gitmek mümkündür. İri kumlu plajı ve çardak lokantaları ile bilhassa yatçıların konaklamak için seçtikleri bir koydur. Koyun içinde küçük bir adası bulunan köy, jeepler ile safari turu yapanlar tarafından da tercih edilmektedir.

Turgut (Şelale)
Marmaris’ten 35 km. uzaklıkta bulunan Turgut köyü yolundan 15 dakikalık bir yürüyüşle ulaşılabilen şelalenin suyu 10 metre yükseklikten akmaktadır.

Bozburun
Marmaris’in 50 km. Batısında kalan köy otobüslerin mutlaka mola verdikleri, çam, çiçek ve kekik balı ile ünlü bir köyümüzdür. Ülkemizin abide ağaçlarından birisi olan yaklaşık 1000 yıllık ulu bir ağaç bulunmaktadır.
Köyde, 26 Ekim-28 Ekim tarihleri arasında Uluslararası Bozburun Gulet Festivali kutlanmaktadır.

Günnücek
Marmaris’e 2 km. uzaklıkta buluna piknik yerinde, dünyada eşi çok az görülen Günlük (Liquidamber Orientalis) ormanı bulunmaktadır. Bu ağaçlardan elde edilen sığla yağı ilaç ve parfümeri sanayiinde kullanılmaktadır. Doğal bir mesire yeri olup denizi oldukça sığdır.

Yalancı Boğaz
İlçeye 8 km. uzaklıkta bulunan bu kara parçası, bir gemi kaptanının fırtınalı bir havada burayı körfeze giden boğaz zannedip gemisini karaya oturtmasından sonra “Yalancı Boğaz” adını almıştır. Ağaç yapımı Gulet tersanelerin bulunduğu bu yöreyi mutlaka görmelisiniz.

Sedir Adası / Marmaris / Muğla

Dated: 4 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Muğla
0 Comments
Efsaneye göre Kleopatra ve Antonius buraya geldiklerinde sahili beğenmemiş ve Mısır’dan özel olarak kum getirtmişler. İşte bizi şaşırtan kumlar böylelikle o zamandan bu zamana sahilde kalmış.
Tabii hikaye sizi ne kadar ilgilendirir bilemiyoruz ama renksiz deniz ve bembeyaz kumlar gerçekten görülmeye değer. İşin aslı şu: Olitik adı verilen bu tip kum yapıları, karbonatın fazla olduğu sularda ortaya çıkıyor. Hareketli deniz tabanında oluşan karbonat birikintisi içeren çamur zamanla buradaki beyaz - sarı kumları oluşturuyor.
Antik şehir kalıntıları Adadaki amfiteatrı mutlaka görmelisiniz. Öte yandan artik çağda şehrin baş tanrısı Apollon adına yapılmış tapınaktan kalanları ziyaret edebilirsiniz. Sedir Adası’na Marmaris’ten tüm yaz sezonu boyunca günübirlik turlar düzenleniyor. Ayrıca burası mavi turların da uğrak noktası. Eğer aracınızla gidiyorsanız Kleopatra Plajı tabelasını izlemelisiniz. Burayı ziyaret etmek için en iyisi bir haftalık bir zaman ya da en azından 5 gün ayırmak ve Marmaris’ten hareketle çevrenin tadını çıkarmak. Aslında adaya gidip plajı gördüğünüzde burayı terk etmek istemeyeceksiniz.

Dalyan / Muğla

Dated: 4 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Muğla
0 Comments
Dustin Hoffman, Sting gibi ünlüleri de konuk eden çamur banyoları da Dalyan’da…
Labirenti andıran kanallarda doyumsuz tekne gezileri de, doğayla baş başa koylarda deniz keyfi de Dalyan’da…
Balık sever misiniz? Levreğin, çipuranın, mavrinin, mırmırın hatta kefalin en lezzetlisini Dalyan’da yersiniz…
Dünya’nın ilgisini çeken caretta-caretta kaplumbağaları da mayıstan eylüle kadar Dalyan’ın konuğu olur…Nil kaplumbağaları ise sürekli Dalyan kanallarında yaşar…
Kuş gözlemcisi misiniz? Dalyan deltası tam aradığınız yer…Soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan pek çok kuşu burada görebilirsiniz…
Ege ile Akdeniz’in Kucaklaştığı Yer
Köyceğiz Gölü ile Akdeniz’i birleştiren kanal üzerindeki Dalyan, tam bir doğa harikası. 5 bin yıllık tarihine rağmen, bozulmamış bir doğa parçası. Pek çok ünlü turizm merkezine yakın olmasına rağmen, nasıl bozulmadan kalabildiğini merak edebilirsiniz. Bunun nedeni, ana yoldan 12 kilometre içeride bulunması. Bu yüzden “Gizli Cennet” olarak günümüze kadar doğal haliyle kalmayı başardı.
Dalyan, Muğla’nın Ortaca ilçesine bağlı bir belde. Nüfusu 5 bin dolayında. Çok sayıda yabancı da burada yaşıyor.
Adından da anlaşılacağı gibi geçmişte Dalyan’ın en önemli geliri balıktandı. Pamukçuluk ikinci sırada yer alıyordu.
Bugün ise turizm ön sıraya geçti. Çok sayıda konaklama tesisi yapıldı. Ancak, tesislerin çoğunluğu küçük aile işletmesi.

Kaunos
Kaunos antik kentinin geçmişinin MÖ 3 bin yıllarına dayandığı tahmin ediliyor. Kendi adına altın para bastıracak kadar zengin olan Kaunos, daha sonra Ionyalıların,12 Liman Birliği’nin, Büyük Iskender’in, Perslerin, Romalıların, Bizanslıların, Rodos Şövalyelerinin, Selçukluların, Menteşe Beyliği’nin ve Osmanlıların egemenliğine girmiş. Hemen yanındaki tepedeki akrapolün, en son Osmanlılar döneminde onarım gördüğü belirlenmiş. Bu da gösteriyor ki, yakın zamana kadar yaşanan bir yer olmuş.

Bir bölümü sular altında olan geçmişin büyük liman kenti Kaunos’ta yaz aylarında kazı çalışmaları sürdürülüyor. Her yıl yeni bölümler ortaya çıkıyor.Gezerken yorulursanız, anfi tiyatronun taştan yontma oturaklarında yükselmiş asırlık zeytin ağaçlarının gölgesinde dinlenebilirsiniz. Burada tarihi soluduğunuzu hissedeceksiniz.

Sultaniye Kaplıcaları
Sultaniye Kaplıcaları da gölün kenarında, Ölemez Dağı’nın dibindedir. Kaplıcanın önünde suyun altında da kalıntılar vardır. Kaplıcanın kapalı ve açık havuzlarından yaz-kış yararlanabilirsiniz.

Köyceğiz Gölü’nün bir özelliği de dünyada sadece 2 yerde yetişen “Günlük” ağaçlarına ev sahipliği yapmasıdır. Bu ağaçların yağı kozmetik ve ilaç sanayilerinde kullanılmaktadır. Yaşlılarımızın evlerinde kullandıkları tütsü de bu ağaçların kabuklarından elde edilir. Bu ağaçlar o derece değerlidir ki, diğer yetiştiği yer olan Kanada’nın bayrağında bu bitkinin yaprağı kullanmıştır. Günlük ağaçlarını Dalyan’a gelirken yol boyunca da görebilirsiniz.

Carettalar
Boyları 1,5 metreyi, ağırlıkları 150 kiloyu bulabilen bu sevimli hayvanlar, tüm dünya denizlerini dolaşıyorlar. ODTÜ’nün Dalyan’da 3 yıl süren çalışmaları sırasında markalanan bir dişinin Meksika Körfezi’nde balıkçıların ağına takılarak yaşamını yitirdiği haberi Dalyan’a kadar geldi. Bu sevimli yaratıklar, 2-3 yılda bir pinpon topuna benzer 100 civarında yumurta bırakıyorlar. İşin ilginç yanı, ergin dişiler, oritasyon adı verilen bir içgüdüyle yumurtalarını, sadece kendilerinin dünyaya geldikleri kumsala bırakıyorlar.

Yumurtlama da oldukça ilginç. Ana kaplumbağa kumsalda arka ayaklarını kullanarak çeşitli çukurlar açıyor. (Belki yumurtaların hangi çukurda olduğunun belli olmaması için, belki de nem oranını kontrol ederek en uygun yeri seçiyor) Yumurtlama süresi saatlerce sürüyor ve bu sırada anne kaplumbağa çok zorlandığı için sürekli gözyaşı döküyor.

Bırakılan bu yumurtaların pek çok doğal düşmanı var. En önemlisi tilkiler. Koklayarak yumurtaları bulan tilkiler, bu değerli yumurtaları mideye indiriyor. Bu yüzden yumurtaların bırakıldığı dönemde kumsalda geceleri bekçiler kalıyor.

Yumurtadan çıkan yavruların bazıları, denize ulaşamadan yolunu şaşırıp susuzluktan ölüyor. Doğal olmayan ışığın yavruları yanıltması nedeniyle plajda geceleri ışık yakılmasına izin verilmiyor. Kumsalda ölen yavrular ile denize ulaşabilenlerin büyük bölümü de yengeçlere, kuşlara ve balıklara yem oluyor. Uzmanlar, her yüz yumurtadan 1-2’sinin yaşamasının bu hayvanın neslini sürdürmesini sağlayacağını söylüyorlar.

Bir not: Bu hayvanları soyunun neden tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını merak edebilirsiniz. Bunun başlıca nedeni, etini İtalyanların, Fransızların ve Uzakdoğu ülkelerinde yaşayanların yemesi nedeniyle aşırı avlanmaları. Bir diğer neden ise balıkçı ağlarına takılarak ölmeleri. Günümüzdeki sorun ise yumurtladıkları kumsallara tesisler yapılarak üremelerinin engellenmesi.

Nil Kaplumbağaları
Göl ve Dalyan Deltası’nda sürekli yaşayan bu kaplumbağalar, caretta-carettalarla karıştırılıyor. Bunların erişkinlerinin boyu da 1 metreye yaklaşıyor. Nil kaplumbağalarının ayakları tırnaklı ve balıkla beslenirler. Bunları Dalyan’da her mevsimde görebilirsiniz.

NASIL ULAŞILIR ?

Özel Araçla Özel aracıyla gelenler, Dalyan’a Fethiye, ya da Muğla veya Marmaris yönünden ulaşabilir. Fethiye yönünden gelenler Ortaca üzerinden kolayca Dalyan’a gelebilirler. Muğla ve Marmaris yönünden geleceklere uyarı: Köyceğiz’i geçtikten sonra Yuvarlakçay Köprüsü’nün hemen sonunda sağa bir yol ayrılıyor. Burada yanıltıcı bir “DALYAN” levhası var. Bu yola girmeyin. Bozuk ve çok virajlı. Ana yoldan Ortaca’ya ulaşın ve Dalyan’a yönelin.

Otubüsle Otobüsle önce Ortaca’ya gelmek gerekiyor. Kamil Koç, Pamukkale, Aydın, Uludağ ve Metro seyahat firmaları, Ortaca’ya sefer yapıyor. Otobüsle ortalama İstanbul’dan 13, Ankara’dan 9, İzmir’den 4-5 saatte Ortaca’ya ulaşılıyor. İndiğiniz yerden 15 dakikada bir Dalyan’a minibüs ve belediye otobüsü hareket ediyor. Dalyan’a yolculuk 15 dakika kadar sürüyor. Minibüs şoförlerine az bir ek ücret ödediğinizde, sizi kalacağınız yerin kapısına kadar götürüyorlar. İstanbul’dan geleceklere uyarı: İstanbul’dan Ortaca’ya gelirken İzmir üzerinden gelen otobüsleri tercih edin. Kütahya üzerinden yol daha uzun sürüyor.Bir uyarı daha:Turizmin yoğun olduğu dönemlerde bilet bulma sıkıntısı yaşanıyor. Otobüs firmalarının Ortaca yazıhanelerini önceden arayarak dönüş biletinizi ayırtabilirsiniz.

Havayolu Dalaman Havalimanı Dalyan’a sadece 25 kilometre uzaklıktadır. THY, İstanbul ve Ankara’dan Dalaman’a her gün uçmaktadır. Buradan 20-25 dakikalık bir yolculukla Dalyan’a ulaşılır.

Köyceğiz / Muğla

Dated: 4 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Muğla
0 Comments
Göl, dağlardan yedi kol halinde inen sularla, bol su kaynaklarıyla besleniyor. Onun için de yaz kış özelliğini yitirmiyor.
Genel
Fazla suyunu 10 km. uzunluğundaki dar bir kanalla (Dalyan) Akdeniz’e boşaltıyor. Elinizde ayrıntılı bir çevre haritanız yoksa çevrede dolaşırken neresi göl, neresi deniz karıştırıyorsunuz. En iyi ipucu gölün sazlıkları. Dalyan Boğazı ile Akdeniz’e bağlanan gölün kapladığı alan 6300 hektar. Boğazın ucunda Sülüngür adlı, tatlı-tuzlu su karışımı küçük bir lagün gölü daha var. Bu göl kefallerin yumurtlama yeri. Deniz kıyısı ise 50 ile 200 metre arasında değişen genişlikte ve 5,5 Km. uzunlukta çok güzel bir kumsalla süsleniyor.
Göl, körfezin ağzının alüvyonlarla tıkanmasıyla denizden ayrılmış, ama tam da kopamamış ki, suyunu denize akıtmaya devam ediyor.
Deltayı Nam Nam ve Yuvarlak Çay’ın alüvyonları oluşturmuş.
Fotoğraf ve motorsuz su sporlarına tutkun olanların Köyceğiz Gölü nden ayrılmaları epeyce zor olacak. Göl çevresi nefis görüntüler sunuyor. Sörf, yelken, kürek gibi su sporları yapmıyorsanız gölden uzak durmayın gene de. Akşam üzeri veya gece sandal gezisine çıkın ve gecenin sessizliğine, gökyüzünün yıldızlarına şarkılar söyleyin.
Balık tutmaya meraklı iseniz giderken olta takımlarını götürmeyi unutmayın, göl amatör balıkçılara şans tanır, boş dönmezsiniz.
Gölün çevresinde yürüyerek veya otomobille yapılacak bir gezi de çok zevkli olacak.
Göldeki küçük adaya yörede Hapishane Adası deniyor. Ada tarihte önceleri askeri amaçlarla kullanılmış, sonra hapishane yapılmış. Cenevizlilerden kalma kalenin kalıntıları görülebiliyor. Yörede Aşık Adası da deniyor. Anlatılan öyküye göre birbirine sevdalanan iki genç aileleri evlenmelerine izin vermeyince bu adaya sığınmışlar. Ailelerin baskısından kurtulmuşlar da kötü kaderden kurtulamamışlar, koca bir yılan sokmuş da oracıkta ölmüşler. ( Anadolu da çok yaygın olan Ada ve Yılan hikayelerinden birini di burada dinleyebilirsiniz.)
Köyceğiz tam bir su cenneti. Denizi, gölü, gölü besleyen ırmakları ve denize bağlayan kanalı ile değil sadece. İlçenin neresini bir kaç metre kazsanız tertemiz su fışkırıyor. Bu nedenle de tarıma da çok elverişli. Alttan sürekli su alan bitkileri yaz güneşinin yakıcılığı bile sarartamıyor.
Etraf dağlarla çevrili, dağlar günlük ve çam ormanları ile kaplı. Çam ve günlük ağaçlarının birlikte oluşturdukları orman dünyanın bir başka yerinde yok. Sularını Akdeniz’e boşaltan bir göl de başka bir yerde yok. Sırtını yasladığı dağlar da yaman. Gölgeli Dağı’nın Çiçekbaba tepesininyüksekliği 2.295 metreyi buluyor. Sandras Dağı eteklerinde çok güzel yayla köyleri, jeep safari yolları, zirveye yakın Kartal ve Gökçeova gölleri ve yürüyüş güzergahları bulunuyor.

Datça / Muğla

Dated: 4 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Muğla
0 Comments
Knidos antik şehri görülmeli.
Knidos
Knidos ilk olarak M.Ö. 700 yılında Argos´tan gelen yerlilerce bugünkü Datça İlçe Merkezi´nin 2km doğusunda Burgaz Düzlüğü´nde kurulmuş. Zaman içinde iyice zenginleşen halk tarım ürünlerini deniz yoluyla pazarlamış. Kuzeye giden gemiler kuzeybatı rüzgarlarına karşı koyamayarak yarımadanın güney ucunda beklemek durumunda kalıyorlarmış. Bu yüzden yarımadanın ucunda ticari bir liman şehiri oluşturmak amacıyla M.Ö. 360 yılında Knidos, Datça Yarimadası´nın uç noktasına taşınmış. Deveboynu Burnu´nda, savas gemileri için kuzeyde, ticari gemiler için güneyde iki liman insaa edildi. Knidoslular güç ve zenginliklerini o dönemde Delphi´deki Apollon Tapinagi´na hazine odasi yaptirarak göstermislerdir.

Ünlü matematikçi ve filozof Eudoxus, en iyi yontulmus çiplak Afrodit Heykelini yapan Heykeltras Praxiteles, Skopas, Bryaxis, Misir´daki Alexandria Fenerinin mimari Sostrates Knidos´ta yasamislardir Knidos teraslar seklinde dag yamacina kurulmustur. Sehir surlarina yakin 40 m. yüksekte daire seklindeki Afrodit Heykeli´nin kaidesi, 8000 kisilik tiyatro. günes saati, mezarlar, 284 m. yükseklikte yer alan Akropolis, Demeter Mabedi doktorlar kenti olarak ta adlandirilan Knidos´ta görebileceklerinizden birkaçi. Bu arada ünlü Afrodit Heykeli´nin ortaya çikip çikmadigi bilinmiyor. Demeter ve Aslan Heykelleri Londra´daki British Museum´da görülebilinir.
Etkinlik
Datça Knidos Badem Festivali: Belirli bir tarihi yok.

İklim
Tipik Akdeniz ikliminin etkisinde kalmasından dolayı, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı.