Ulubey

Dated: 4 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Ordu
0 Comments

Ulubey; Ordu il merkezine 23 km. mesafede olup,merkeze en yakın üçüncü ilçedir. 282 km2 yüz ölçümü vardır. 6 mahallesi,36 köyü vardır. Rakımı,585 m.dir. Ordu -Sivas karayolu üzerinde olan Ulubey,pek gelişmemiştir. İlçe nüfusu 9.600,toplam nüfusu 33.000 dolayındadır. Çok fazla göç vermektedir.

Halkın temel geçim kaynağı fındıktır. Ayrıca,bir miktar mısır ve patates de üretilir.  1958′de ilçe olmuştur.

Ulubey, çok eski bir geçmişe sahiptir. Yöredeki kaya mezarları ve kaleler,bunun işaretidir. 1370′li yıllarda Hacı Emir oğulları Beyliğince, Türk iskan alanı haline getirilmiştir.

15.asrın ilk çeyreğinde ise Osmanlı idaresine geçtiği bilinmektedir. Eski (ordu-Sivas kervan yolu,Ulubey’den geçmekteydi. O sebeple,Ulubey civarında çok sayıda tarihi çeşme varmış ama günümüze 3 tanesi kalabilmiştir.

Ulubey bölgesinde,önemli arkeolojik sit alanları ve kaleler mevcuttur. Kaleler şunlardır:

Sayaca Köyü Kazancılı Kalesi, Elmaçukur Köyü Kaleyanı Kalesi,Şahinkaya Köyü (A.Kızılin) Şahinkaya Kalesi ve Çubuklu Köyü Çubuklu Kalesi. Çubuklu Kalesi, 1997 yılında UNESCO tarafından Dünya Antik Eserler Listesi’ne alınmıştır.

Bu kaleler,bir çok kavim tarafından kullanılmıştır.

Kardeşler,Uzunmahmut,Oyumgürgen,Kıranyağmur,Şahinkaya,Çubuklu gibi köylerde çok sayıda kaya mezarı mevcuttur.

Tarihi eserler cümlesinden olan Sarpdere ırmağı üzerinde bulunan iki tane kemer köprü kayda değer özelliktedir.

Eski olmamakla beraber,Şıhlar Köyü ve merkez Karakoca mahallesinde iki adet güzel bir mimari görünümü olan iki türbe vardır.

Doğal köşeleri itibarı ile Ulubey yöresi,pek zengindir. Bunları kısaca belirtelim:

Kurşunçal ormalari: Ormaniçi turizm potansiyeli mevcuttur. Fotosafari dahil bir çok doğa sporu için oldukça uygundur.

Sayacabaşı Orman (çamlık)içi dinlenme ve piknik alanı: Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan bu güzel köşemiz,yaz ayları boyunca insanlarla dolup taşar. Burada,restoran,bir dağ evi ve diğer ihtiyaçların karşılanabileceği mekanlar mevcuttur.

Öte yandan,burada,bir şahıs tarafından büyük bir turizm kompleksinin tamamlanmak üzere olduğunu ifade etmeliyiz. Bu kompleksin içinde,yüzme havuzu,restoran,halı saha,teleskopevi ve bungalov denilen küçük aile tipi evler vardır. Bu tesis hizmete açıldıktan sonra,Ulubey ve Ordu yöresinde belirgin bir turistik hareketlilik olacağı şimdiden bellidir.

Geleneksel el sanatları,Ulubey yöresinde hala devam etmektedir.

Ulubey merkezde bulunan Çorakdüzü eğlenme,dinlenme ve piknik mekanı,ormanlık ortası olup bambaşka güzelliktedir. Yine merkezdeki Kireçtepe,bir temaşa mekanıdır.

Güzelyurt Tepesi de,mağarası ile beraber gezilip görülebilecek yerlerdendir.

İlçe sınırları içinde bulunan küçüklü-büyüklü şelaleler,oldukça ilginçtir. Bu şelalelerin en yükseği Oh-tamış köyündeki Düzmahalle Şelalelesidir. Yüksekliği 25 m.dir. Ordu’nun en yüksek şelalesi budur. Etrafı ile birlikte harika bir gezi,dinlenme ve temaşa yeridir.

Kardeşler köyündeki Küpkaya Kanyonu,tüm Ordu ilinin en güzel kanyonudur. Mini bir kanyondur ama,manzarası,dillerden düşmez. Yakınındaki Kovanlıkdüzü,piknik için çok elverişlidir. Kanyon,balık tut-mak,yüzmek ve kano sporu yapmak isteyenler için ideal bir doğa köşesidir. Ordu’ya 32,Ulubey’e 9 km.. olan Küpkaya Kanyonu’na ulaşım sorunu yoktur.

Korgan

Dated: 4 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Ordu
0 Comments

Korgan, Fatsa´ya 37 km. mesafede olup,yüksek bir tepe üzerindedir. Yüz ölçümü,206 km2 dir. Merkezi, 14.400, köyleriyle birlikte 32 bin nüfusludur. Ordu il merkezine,90 km.dir. .. 4 beldesi, 17 köyü,24 mahallesi (beldelerin ki dahil) vardır.

Beldeleri şunlardır: Tepealan,Çiftlik,Çamlı,Çayırkent.

Korgan’ın rakımı 700 m.dir. Fındık bahçelerinin yanı sıra,geniş ormanlık alanları da mevcuttur.

Fatsa’ya bağlı bir belde iken, 1960 senesinde ilçe statüsüne kavuşturulmuştur.

Ay rica, hayvancılık da önemli bir geçim kaynağıdır.

Gezilip görülebilecek bir çok doğal köşe ve unsura sahiptir.

Bunlardan bazıları şunlardır:

İteniçi gezi ve piknik yeri:
Burası,kayın ağaçlarının içindedir. Çok nefistir. Korgan yaylasına 2 km. (yaylaya gidiş yönüne göre) sola sapılır ve lkm. sonra,İteniçi’ne inilir. Bu hoş mesire yerinde,oturma grupları ve ihtiyaç yeri mevcuttur. Kümbet Ovası, menderesleriyle ünlüdür.
Aşağı Yaylacık şelalesi ve civarı da bambaşka bir tabiat harikasıdır. Burada alabalık çiftliği ve lokanta bulunur.

Korgan yaylası:
İlçeye 25 km. uzaklıktadır. Çok güzel obaları ile ünlüdür. Burada,her yıl temmuz ayı içinde Korgan Belediyesince yayla şenlikleri yapılır. Şenlikler,çok canlı ve hareketli geçer. Karadeniz bölgesinin değişik yerlerinden gelenlerle binlerce kişinin katılımı sağlanarak yapılan yayla şenlikleri.her geçen yıl,daha da çeşitlenmekte ve zenginleşmektedir.
Korgan yayla yolu stabilize ve fakat rahat bir ulaşımı vardır.

Tarihi değer olarak,Aşağı Yaylacık mezarlığındaki tarihi ahşap cami ve türbe mevcuttur.

Korgan’dan Niksar’a ulaşım vardır.

Öteki yerleşim alanları gibi,Korgan ilçemiz de çok eski bir geçmişe sahiptir. Toprak altından çıkarılan bir çok arkeolojik eser bunun göstergesidir. Danişmendliler tarafından Türk iskan alanı yapılmıştı. (I4.y.y.).

Mısır ve patates yetiştirilir. Son yıllarda arıcılık hayli yaygınlaşmaya başlamıştır.

Perşembe

Dated: 4 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Ordu
0 Comments

Ordu’ya 13 km. uzaklıktadır. Perşembe İlçesi bir kıyı şeridine kurulduğu için, doğal plajlara sahiptir. İlçenin tarihi ve arkeolojik değerlerinden biri de Yason Kilisesidir.

Vona adı ile anılan Perşembe İlçesinin M.Ö. VIII.yüzyılda Yunan kolonistleri tarafından kurulduğu tarihi kayıtlardan anlaşılmaktadır.  Ordu’nun 13 km.batısında kurulmuş olan bu kasabanın tarihi, Fatsa ve Yasun’un tarihleriyle birlikte yaşanılmıştır.

Vona, Ünye ve Fatsa ilçelerimiz gibi türlü kavim ve milletlerin hegemonyasından uzun zaman kurtulamadığı için, tarihte önemli bir yer alamamıştır. Anadolu Selçuklularının yıkılmasından sonra, Vona (Perşembe) toprakları da Hacı Emir Beyliği’nin idaresi altına girmiştir. Fatih’in Trabzon Rum İmparatorluğu’nu ortadan kaldırmasiyle bu bölge de 1461 yılında Osmanlıların eline geçmiştir.

Kâtip Çelebi Cihannümasında, Canik livası kazaları arasında Vona’yı da zikretmektedir.

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde, Vona’nın Fatih devrinde Osmanlılara geçtiğini, Canik Sancağında Subaşılık olduğunu, halkının çoğunun Tuna Türkleri olduğunu nakletmektedir.

Vona, önceleri köy iken, sonraları bucak ve 1945 yılında da Perşembe adı ile ilçe haline getirilmiştir.

Perşembe Yaylası Şenlikleri

Perşembe yaylası, Ordu´nun en tanınmış yaylalarındandır. 1991´de Turizm Bakanlığınca turizm merkezi ilan edilmiştir. Aybastı´ye 17 km. uzaklıkta olan Perşembe yaylasının rakımı yaklaşık 1500 m. civarındadır. Yolun büyük kısmı asfalt, kalanı stabilizedir.

Bu yaylada,900 senelik tarihi mezarlık vardır. Bu mezarlıktanız sonra söz edilecektir.

Yayla kasabası çok gelişmiştir. Günlük ve zorunlu ihtiyaçların tamamını karşılamak için gereken her şey vardır.

Platonun içinde oya gibi işlenmiş olan menderesler,bu yaylamıza apayrı bir renk katar. Sırf bu menderesleri görmek için,binlerce insan,Perşembe yaylasına çıkar. Bir çok göçmen kuşun buraya uğradığı da bilinmektedir.

D.S.İ. tarafından buraya büyük bir gölet yaptırılmış olup,önemli miktarda balık üretilmektedir.

Geleneksel Perşembe Yayla Şenlikleri,her yıl temmuz ayında yapılır. Futbol ve güreş başta olmak üzere bir çok etkinlik bu şenlik çerçevesinde gerçekleştirilir. Yayla şenliğine,Türkiye’nin bir çok yerinden

nemli misafirler,spor,siyaset ve basın alanında tanımış bir çok isim ve yayla meraklıları da iştirak ederler.

Perşembe Yaylası’nın biraz aşağısında bir doğa harikası olan Çiseli şelalesi,görenleri hayran bırakır. Zaten oraya gidip de şelaleye uğramayan,pek yoktur.

Bu muhteşem yaylamızda sayıları onları bulan obalar mevcuttur. Bu obalarda hayvancılık çok yaygın-…: Belediye Başkanı Fehmi KÜPÇÜK, bu yaylayı turizme kazandırmak için yoğun şekilde çalışmaktadır.

Karga Tepesi başta olmak üzere,birbirinden yüksek ve ilginç tepeler,Perşembe Yaylası’na çok özel bir doğal kimlik kazandırır. Ayrıca, Prof. Dr. Cemil YAPAR’ın öncülüğünde burada yapılan jip şenliği, yaylanın tanıtımına katkı sağlamaktadır.

Hoynat Kalesi: Perşembe ilçesinin 20 km, kuzeybatısında ve turistik yolun sağındaki adacığın üzerinde, ortaçağdan kalma bir kale vardır. Yıkık olmasına rağmen, zamanında burada oturulduğu, kale duvarları, burç izleri ve yapı kalıntılarından anlaşılmaktadır.

Kurtuluş Kalesi:
Perşembe İlçesi’ne 20 km. uzaklıktaki Kurtuluş köyünde, Romalılar tarafından yapımına başlanarak, Bizanslılar tarafından tamamlanan ve Fatih zamanında onarım gören Kurtuluş Kalesinin, bugün temel taşlarından başka bir şeyi kalmamıştır.

Jasonum – Yason:
Perşembe İlçesi’nin 22 km, batısında Yason Burnu’nda, zamanında büyük bir kasabanın kurulduğu, bugünkü kalıntılardan anlaşılmaktadır. Yason Feneri’nin bulunduğu burunda çok eskiden kalma bir kilise yıkıntısı vardır. Yason kasabasının en büyük dini ayin yerlerinden olan bu kilisenin; akın, yağma ve yakıp yıkmalar sonunda yok olduğu, yıkıntıları üzerine Rumlar tarafından yeniden bir kilisenin yapıldığı anlaşılmaktadır. Kapısındaki (1866) tarihinin yapılış değil; onarım tarihi olsa gerekir bu kilisenin.

Mesudiye

Dated: 4 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Ordu
0 Comments

Ordu il merkezine 115 km. mesafede bulunan Mesudiye ilçemizin yüz ölçümü 1182 km2 dir. İlimizin alanı en geniş ilçesidir. Üç beldesi, 57 köyü mevcuttur.

Mesudiye

Beldeler:Topçam,Üçyol ve Yeşilce’dir.

İlçe nüfusu 5.700,geneli 20 bin civarındadır. Denizden yüksekliği 1500 m.dir. İklimi, Karadeniz ve karasal iklim karışımıdr. Bitki örtüsü de aynı özelliktedir. Küçük bir ilçedir fakat,iki tane yüksek okul vardır. Bunlar,merkezde Mobilya-Dekorasyon ve Bilgisayar Yüksek okulu,Yeşilce’de Turizm Meslek Yüksek okuludur.

Mesudiye’nin merkezindeki Kilise,Hükümet Konağı ve Merkez Camii minaresi ve haziresi tarihi değerler olarak dikkati çeker. İlçenin en eski adı Meletios,daha sonra ki adları ise,Milas ve Hamidiye’dir.

Arıkmusa köyündeki Arıkmusa Kaya Yerleşmesi,tamamlayıcı unsurlarıyla iki bin beş yüzyıllık bir geçmişi işaret etmektedir.

Yeşilçit köyünde bulunan Meletios kalesi de,birkaç bin yıl öncesine gitmektedir.

Türk köyünde bulunan türbe ve diğer Türk dönemi tarihsel unsurlar,Mesudiye’nin Ordu ilindeki en eski Türk iskan alanı olduğunu bize anlatmaktadır.

Bu yörede,tarih içinde bir çok kavim yaşamıştır. Rumlar ve Ermeniler de bu kavimlerdendir. Mesudiye’nin merkez ve bazı köylerinde bulunan kiliseler, (çoğu artık yok olmak üzeredir veya yok olmuştur.) yörede hristiyanların da yaşadığının bariz bir göstergesidir.

Yavşan köyündeki camiye çevrilen kilise,Topçam beldesindeki Muzadere kilisesi vb.mimari olarak önemlidir. Yalnız,burada bir gerçeği açıklamak lazımdır. Şöyle ki:Gayri Türk kavimlerin oranı bu yöre-de,Türk nüfusa nispetle pek azdır. En yüksek olduğu oran,17.yüz yılın başlarıdır. (Geniş bilgi için bkz. Ordu Tarihinden İzler,Prof. Dr.Bahaettin Yediyıldız. Ayrıca,Mithat Baş tarafından yazılan Sosyo-Ekonomik ve Kültürel olarak Mesudiye adlı eser de baş vuru kitabı olarak kayda değer bir çalışmadır.)

Türklerin eline geçmesi, 12.yüz yılda Danişmendiler zamanında olmuştur. Kısa bir zaman sonra,Hacı Emiroğulları hakimiyetine giren Mesudiye’nin bugünkü Kaleköy köyü,Türkler zamanındaki ilk kuruluş yeridir. Buradaki kale,o günlerden kalma olup,ne yazık ki,büyük çapta hasarlıdır. Aynı köydeki tarihi mezarlık ise anılmaya değer bir başka tarihsel mekandır. Burada üç kümbet vardır. Konacık Köyü kaya mezarları mutlaka görülmesi gereken antik dönem eserleridir.

Ordu-Mesudiye karayolu asfalt olmakla birlikte meşakkatlidir. Arazi, çok dik,yamaç ve engebelidir. YoL bu sebeple dar, çok virajlı ve inişli çıkışlıdır.

Mesudiye, İç Anadolu’ya (Sivas) çok rahat bir yolla bağlanmıştır. Bu şirin ilçemiz,her şeyden önce bu tarih merkezdir. Kale,dehliz,türbe,kilise,cami,çeşme,konak,hamam,kütük ve taş ev gibi tarihi eser ve yerler,hayli fazladır.

Öte yandan Mesudiye sınırları içinde çok sayıda piknik ve gezi yeri bulunur. Bunların sayısı çok fa dır. İlimizin en büyük akarsuyu Melet Çayı,Mesudiye merkezden geçer. Bu ilçe topraklarında en az 50 km boyunca akıp gider.

İğdır ormanları,ilimizin güzel çam ormanlarındandır.

Balıklı köyünün manzarası dahi,harikadır. Yaylalarını ve güzelliklerini yazmak için başlı başına bir kitap çalışması yapmak lazım gelir.

Yeşilce ve Topçam beldeleri de keza birer tabiat panoramasıdır. Her yanı güzeldir. Orman aralarına^ küçük ve fakat şırıl şırıl akan dereler mevcuttur.

Yaylalardan tek tek bahsetmek isterdik. Lakin,bunun elinizdeki eserin hacmini aşacağını siz de teslim edersiniz.

İlimizde en fazla yayla,Mesudiye’dedir. Üstelik en güzel ve en manzaralı olanları da.

Mesudiye topraklarında çok ilginç ve büyük kaya kütleleri vardır. Buraların bilim adamlarınca incelemeye tabi tutulması gerekir. Kaya parçası deyip geçmemek lazımdır. Kim bilir bu kayatik oluşumlar içinde ne kadar tuhaf,meraklandırıcı,garip,ilginç olanlar vardır.

Keza Mesudiye, eski Türk el sanatları açısından da kayda değer bir yere sahiptir. Bilhassa,Akkırık köyümü bağlamda özel bir konumdadır. Hemen belirtmek gerekir ki,el sanatlarımız yok olmak üzeredir. Kültür ve Turizm Bakanlığımız,el sanatlarının canlandırılması için pilot bölgeler oluşturarak çalışmalara başlamalıdır.

Yaylalardan bazılarını sayalım:

Taştekne, Cüre, Keyfalan, Kızılağaç, Yaylacık, Çukuralan, Üreğil, Zile vb.

Beyağaç köyünün üst tarafında bulunan Zile Obası,başlı başına bir otantik manzaradır. Oba evlerinin tamamı taş,ahşap ve bir kısmı da hartama çatılıdır. Elektrik ve telefon yoktur. Burayı,ilgili Bakanlık özel korumaya alırsa,Türk yaylacılık geleneğine büyük katkı sağlamış olacaktır.

Mesudiye’nin bitki örtüsü,Karadeniz bölgesinin bitki örtüsü kadar gür ve yoğun değildir. Havası kurudur.

Yine çiçek çeşidi ve zenginliği (flora) olarak da ilimizin hemen hemen en önemli ilçesidir. Sadece Kı-/ılağaç yaylasında 171 çeşit çiçek ve bitki türünün tespit edilmiş olması bile,bu güzel ilçemize çok ayrıcalıklı bir konum kazandırmaktadır.

Topçam Beldesi yakınıdaki Topçam ve Çağman mağaraları,turizme açıldığı takdirde,bu yörede turizm ^atlaması olacağını tahmin etmek güç değildir. Ayrıca,yine aynı yörede,çok muhteşem doğal köşeler ve yerler bulunmaktadır.

Tarihi Dereyolu çalışmaları 2005′de bitirilecek biçimde hızla yapılmaya devam edilmektedir. Bu yolun ulaşıma açılması ile,sade Mesudiye değil,Ordu ili de iç bölgelerimizden yoğun olarak turist çekecek,ticari hayat hareketlenecektir.

Öte yandan,Topçam Barajı,en geç iki yıl içinde hizmete girecektir. Bundan sonra,yörenin ekonomik ve sosyal hayatı canlanabilecektir.

Mesudiye,maden yönünden de zengindir. Bu alanda çalışmalar yapılmaktadır.

Bir çok köyde,iki üç yüz senelik kütük ve ahşap evler hala ayaktadır. Bu durum,köy mimarisi olarak, kültür turizmine büyük katkı sağlayacak kimliktedir.

Yöre halkının en temel geçim kaynağı hayvancılıktır. Zira,meralar ve yaylalar çoktur. Fındık hiç yoktur.

Mesudiye,ilimizin en hızlı göç veren ilçesidir. Halkının büyük kısmı,İstanbul,Ankara,Adapazarı gibi illere göç etmiştir. Bir çok köy,nerede ise boşalmıştır.

Bu arada, Çambaşı-Mesudiye bağlantı yolunun ıslah edilmesinin yararlı ve hatta bir zorunluluk olduğunu belirtmekte yarar görmekteyiz.

Oldukça girişimci olan Mesudiye insanı,her yıl düzenlenen Mesudiye kurultayları ile delicelerine hizmet getirmek için yoğun çaba göstermektedir.

İlçede ciddi manada buğday tarımı da yapılmaktadır.

Yine,kuşburnu için yörenin toprakları elverişlidir. Ancak,bu manada henüz bir çalışma söz konusu değildir.

Fatsa

Dated: 4 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Ordu
0 Comments

İl merkezine 53 km.dir. Güzel ve gelişmiş bir kazamızdır. Merkez nüfusu 64.400´dür. İlçe merkezine bağlı 96 köy, 13 mahalle ve 8 belde vardır. Ki adları şöyledir:

İslamdağ, Kösebucağı, Hatipli, Yalıköy, Ilıca, Bolaman,A slancami ve Geyikçeli.

Eski adı Fatisa olan Fatsa’nın tarihi M.Ö. 6.yüz yıla kadar iner.

14. asırda Hacı Emiroğulları Beyliği tarafından Türk iskan alanına dahil edilmiştir.

1876′da Canik’e (Samsun) bağlı bir kaza merkezi yapılmış,Ordu’nun 1921′de il olmasından sonra,ilimize bağlanmıştır. Fatsa’nın hinterlandı çok derin ve geniştir. Çamaş,Çatalpınar,Kabataş,Aybastı,Ünye ile her bakımdan(ekonomik,ticari,sosyal olarak) ilişkisi vardır. Bu sebeple,ekonomik ve ticari piyasa çok canlı geçer.

Şirin ilçemiz Fatsa,doğal ve tarihsel olarak çok zengindir. O nedenle,tam manası ile bir turistik cazibe merkezi olmaya adaydır.

Bazı tarihi yer ve mekanları şunlardır:

Cıngırt Kale Yerleşmesi: Burası, merkez Dolunay Mahallesi sınırları içinde olup,1995′de Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca, 1.derece arkeolojik sit alanı olarak korumaya alınmıştır. Fa-kat,Cmgırt ve çevresi aynı zamanda doğal olarak da bir başka güzellik arz eder. Ciddi bir çalışma yapıldığı takdirde Fatsa ve elbette ilimiz turizmine katkısının büyük olması beklenmektedir.

Göller Kale Yerleşmesi: Göller köyündedir. Trabzon T.V.K.K. tarafından 1.derece arkeolojik sit alanı olarak ilan edilmiştir. (1990).

Kaleönü köyü Kale Yerleşmesi: 1.Derece arkeolojik sit alanıdır. (1999-Trabzon K.T.V.K.K.)

Bolaman Kalesi: 1979′da sit alanı olarak tescillenmiştir. Tek kelimeyle, bir doğa ve tarih mekanıdır.

Yenipazar Gölbaşı Camii: Ilıca yolu sapağının az doğusunda olup güzel bir tarihi eserdir.

Yalıköy Sahil Camii de ahşap mimarinin en nadide örneklerindendir.

Doğal olarak şunları söyleyebiliriz: Gaga Gölü,Çamlık,Bolaman ırmağı,Bolaman ve Yalıköy’deki kıyıları ve koyları.

Belicesu,Yapraklı ve Bolaman Çayı,önemli akarsularıdır.

Atatürk Parkı ve içindeki anıt ağaçlar,özellikle belirtilmelidir.

Ekonomik hayat,deniz ürünleri ve tarıma dayalıdır. Fındığın en önemli merkezlerindendir.

BOLAMAN KALESİ VE HAZNEDAROĞLU KONAĞI

Fatsa ilçemizin en nadide köşelerinden biri olan Bolaman Yarımadası üzerinde girişte yükselen konak. Haznedaroğlu Konağıdır. Çok güzel bir mimarisi vardır. Bu yarım ada üzerinde yine aynı aileye mensup üç güzel ve ihtişamlı konak daha vardır.