Uzungöl / Rize

Dated: 4 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Rize
0 Comments
Su bisikleti ile gölde gezebilirsiniz.Orman Genel Müdürlüğü’ne ait bungalovlardan yararlanmak için Sürmene Orman Bölge Müdürlüğü ile önceden ilişkiye geçmek gerekiyor.
Buradan az bilinen bir güzergaha girerek bir saatlik otomobil yolculuğu ile önce İspil köyüne sonra da Meze Yaylası’nı varabilirsiniz.
Yayladan on dakikalık bir sürüşle zirvedesiniz. (Sportmenlere bu yolu yürüyerek çıkmaları önerilir. ) Bir yanımızda Anzer, öte yanımızda Haya, beri tarafta Uzungöl’ün de bulunduğu Haldızen Vadisi. Bulutların üzerindeyiz ve aşağıda denşet bir manzara. Bir saatlik bir yoldan sonra Haya yaylasından Maura yaylasına, oradan da İksenit yaylasına inebilirsiniz.ve nehirle vuslat.
Uzungöl’den tekrar sahile inip, Rize üzerinden İkizdere’ye sapılır ve İkizdere’den sonra 45 km.’lik bir dağ yolu ile yaklaşık iki saatte Anzer Yaylası’na ulaşabilirsiniz. Buradaki doğa insanı büyülüyor. Her yer çiçeğe kesmiş. Bir metrekare içinde renk cümbüşü içinde yüzlerce çiçekten bir buket yapabilirsiniz. 430 Çiçek türü belirlenmiş. Anzer balı ile meşhur ancak gerçek anzer balını bulmak oldukça zor. Eğer doğayla iç içe olmayı seviyorsanız ve zorluklarına katlanabilecekseniz Anzer’e mutlaka gitmelisiniz.
İkizdere’ye geri dönebiliriz. İkizdere vadisinde eski konakların eşlik ettiği güzel manzarayı seyrederek nehrin akış yönünde 20 dakika ilerleyince Güneyce’ye ulaşıyoruz. Aracınızı bırakıp asma köprüden sallana sallana karşıya geçmelisiniz. Burada Şimşirli maden suyundan içebilirsiniz. Gürül gürül akan ırmağın ve Şimşirli suyunun yanında kendin pişir kendin ye usulü karın doyurulabilir ve dinlenebilirsiniz.Gezinize denize doğru yol alarak devam edebilirsiniz.

Çamlıhemşin / Rize

Dated: 4 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Rize
0 Comments
GEZİLMELİ-GÖRÜLMELİ
Zil Kale
Bölgenin en dikkate değer eserlerinden birisidir. İlçe merkezinin 15 km. güneyinde, Fırtına Deresi’nin batı yamaçları üzerinde kurulmuştur. Kalenin üzerinde inşa edildiği sarp kaya kütlesi denizden 750 metre dere yatağından yaklaşık 100 metre yüksekliktedir.
Kale; dış surlar, orta surlar ve iç kaleden meydana gelmektedir. Kale doğal bir kaya kütlesi üzerine kurulmuştur. Dış kalenin kapısına kuzeybatı yönündeki patika bir yolla ulaşılır. Kuzeydeki kapının söğe taşları sökülmüştür. Bir teras yardımıyla orta surlar seviyesine çıkılır. Buradan ikinci bir kapı yardımıyla kale içerisine girilir.
Orta kale içerisinde üç önemli yapı bulunmaktadır. Bunlar muhafız binası, şapel ve başkuledir. Kulenin dört katlı olduğu duvarlardaki hatıl izleri ve kiriş deliklerinden anlaşılmaktadır. İçerisinde ince bir bölüntü duvarı ve dolgu toprak vardır. Duvarlar üzerinde doğu (vadi, manzara) yönünde kemerli pencereler, diğer taraflarda mazgal delikleri bulunmaktır. Kulenin üstünün dendanlı bir teras şeklinde olduğu belirlenmiştir. Duvarlar içerisinde dikey uzanan boru yuvaları belki de kapanmış sarnıçlara su akıtıyordu.
Kalenin kesin yapılış tarihini belirtecek veriler yoktur, 14-15 yüzyıllara tarihlendirilmektedir. Bölgenin ilk çağları gibi orta çağ tarihi de karanlıktır. Hemşin yöresinin İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu zamanlarında tam olarak mı kısmen mi fethedildiğini bilmiyoruz. Varoş Kale, Zil Kale, Cihar Kale ve Pazar Kız Kaleleri hem yörenin, hem de Bayburt’a ulaşan önemli bir ortaçağ kervan yolu üzerinde güvenliği sağlıyorlardı.
Osmanlıların bölgeyi fethinden sonra kale kullanılmaya devam etmiştir. Kalede bulunan iki el topu Trabzon Müzesindedir.
Kale-i Balâ (Yukarı Kale)
Çamlıhemşin İlçesi’ne 40 km. uzaklıkta Hisarcık Köyü sınırları içerisinde Fırtına Deresi’nin kaynaklarına hakim bir noktada kurulmuştur. Kaynaklarda geçen bir diğer adı da Varoş Kale’dir.
Kalenin ana planı dikdörtgen olarak tanımlanabilir. Doğu, güney ve kısmen kuzey sarp kayalıktır. Batı tarafı eğimli bir arazi üzerindedir. Giriş kapısı kuzeybatıdadır.
Kalenin kurulduğu yer ve duvar işçiliği bakımından Zil Kale ile ilişkisi açıktır. Zil Kale ile aynı tarihlerde yapılmış olmalıdır (14-15. yüzyıl)
Şenköy Camii
Son derece meyilli bir arazide yapılmıştır. İki katlı bir camidir. Zemin kat taş duvarlı, esas kat bütünüyle ahşaptır. Geniş saçaklı olan caminin dört omuzlu kiremit kaplı bir çatısı vardır.
Bölgenin geleneksel ahşap camilerinden birisidir. Ahşap süsleme sadece mahfil korkuluğunda ve minberde görülür. Nakış ve kalem işi süslemeler sadedir. Cami M. 1900 yılında köy halkı tarafından yapılmıştır.
Aşağı Çamlıca Köyü Camii
Taş duvarlı iki katlı, kırma çatılı bir yapıdır. Zemin kat medrese olarak yapılmıştır. Medrese katına kuzeydoğu köşesindeki kapı ile girilir. Bu kısım epeyce elden geçmiştir. Sadece batı duvarında bir ocak kalmıştır. Harimin ahşap döşemesi son yıllarda betonarme olarak değiştirilmiştir.
Caminin minberi çok iyi bir ahşap işçiliği gösterir. Sahte kemerli niş kompozisyonları üzerinde bir daireden çıkan S ve C kıvrımları yan yüzleri kaplar. Dilimli kemerlerle taçlandırılan nişler ve üçgen aynalık, sadeleştirilmiş bir barok üslubu yansıtır.
Şenyuva Köprüsü
Eski adıyla Cinciva Köprüsü bölgenin yaygın taş köprülerinden birisidir. Tek bir kemerle Fırtına Deresi geçilmiştir. Ayrıca korkuluk duvarı tamir edilerek üzerine demir bir kısım ilave edilmiştir. Köyün yaşlıları H. IIII/M. 1699 tarihli bir kitabesinin 1946 yılındaki bir selde kaybolduğunu kaydederler. Eğer bu doğru ise, yapı bölgenin en eski köprülerinden birisidir.
Köprüköy Köprüsü
Fırtına deresi üzerinde kurulu taş köprülerden birisidir. Köprünün batı ayağına küçük bir tabliye kemeri ilâve edilmiştir. Tabliyesi iki yandan dik olan köprünün korkuluk duvarları kısmen yıkılmıştır. Köprünün 19. yüzyıl sonlarında Türk ustalar tarafından yapıldığı bilinmektedir.
Baltacılı Camii
Baltacı Mahallesi’nde Hemşin Deresi’nin batı kenarında yer alır. 1791 yılında inşa edilmiş, taş duvarlı, kırma çatılı bir camidir.
Bilen Köy Camii
Köyün merkezinde iki katlı olarak yapılmıştır. Alt kat ve kısmen ahşap duvarlı olarak inşa edilmiş, medrese bölümüdür. Bu katta iki bölümlü bir dershane ve bir hoca odası bulunmaktadır. Dershanedeki taş ocaklar, eski sıra ve kürsü parçaları mevcuttur. Güneybatıda ocağı bulunan oda hocaya aittir.
Caminin kuzey batısında hayat kısmı bulunur. Harim kısmına ahşap oymalı bir kapı ile girilir. Giriş bölümünün üzerinde yer alan mahfil U planlı olup yanlarda kıble duvarına kadar uzanır. Doğu taraftaki ahşap ayakların farklılığı, mahfil uzantısının geniş olması bu kısmın sonradan ilave edildiğini göstermektedir. Gerçekten de yaşlı köylüler caminin sonradan genişletildiğini söylemektedirler.
Yapının ilk inşası 18. yüzyıla kadar inmektedir. Cami bugünkü şekline M. 1894 yılındaki onarımla kavuşmuştur.
Kavran Yaylası
Kavran, halk diliyle (Kavron) Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Kaçkar Dağları’nın eteğinde şirin bir yaylamızdır. Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinden, Ayder yolu üzerinde araba ile ulaşım sağlanan Kavran, geçmişte sadece yaylayken günümüzde hem yayla, hem de tatil beldesi görünümündedir. Doğu Karadeniz insanı hem rutubetli sıcaktan korunmak, hem de hayvanlarını geniş yayla mezralarında otlatmak için; ormanların seyrekleştiği 2000 m yükseklikteki dağlar arasındaki yaylalara çıkarlar. Yayla evleri genellikle yaşlı, tecrübeli, katık (yağ, peynir, minci vb.) yapmasını iyi bilen ebe ile hayvanlara çobanlık yapabilecek on-onbeş yaşlarında kız ya da erkek çocuktan oluşan iki kişilik evlerdir. Köylerdeki yerleşim dağınık olmasına karşın, yayla evleri birbirine çok yakındır.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yaz aylarına rastlayan çeşitli yayla şenlikleri geçmişten günümüze halen sürdürülmektedir. Bu şenlikler “Çürük Ortası”, “Yayla Ortası”, “Okçular”, “Vartivor” gibi adlarla yayla süresinin belli dönemini yansıtmaktadır. Genellikle de yaylaların en kalabalık olduğu, ot biçme işleminin bitimine ya da köydeki son işlerin bitirilip yaylada toplanma tarihine rastlar.

Kavran’da Vartivor
Rize’nin Çamlıhemşin ilçesi Ayder yaylalarından biri olan Kavran’da Vartivor, günümüzde de geçmişte olduğu gibi aynı görkem ve ihtişamla kutlanmaktadır.
Vartivor, yayla halkının yaptığı bir şenlik olup, Temmuz ayının 15’inde başlayıp 25’ine kadar devam eder. Şenlikte dalikanlılar, kızlar horon oynar, birbirlerine mani söylerler. Vartivor gül bayramı, ot bayramı anlamına gelmektedir. Vartivor eskiden temmuz sonları, ağustos başlarında Ergenekon dolaylarında dağlarda yapılıyordu. Şimdi aynı görkemiyle, aynı tarihlerde Hemşin yaylalarında yapılmaktadır.Yayla halkı, kuşaktan kuşağa taşıyarak günümüze aktardığı Vartivor’u şöyle anlatmaktadır:
“Hayvanlarımız otlasın, katığımız bol olsun diye yaylaya çıkarız. Yaylada her evde bir katık yapan, bir de sığırları otlatmak için çoban olur. Yazın köydeki işler ağustos başlarında biter. İşlet bitince köylü toplanır. Vartevor yapmak için yaylaya gelir. Köyden yaylaya gelenlere “Vartevorcu” denir. Vartevorcularla yaylacılar yaylada eğlenirler, çalışmanın yorgunluğunu üzerlerinden atarlar, gece sabahlara kadar tulumla horon oynar, içki içip tabanca atarlar”.
Vartevora giden köylüler en güzel giysileri giyerek sabahın erken saatlerinde yola çıkarlar. Tulum çalıp, atma türkü söyleyerek, horon oynayarak, yaylanın yolunu tutarlar.
Yaylacılar köyden gelen vartivorcuları büyük bir heyecan ve sevinçle karşılarlar. Vanrtivorcu yaylaya tulum eşliğinde büyük bir çoşkuyla girer. Bu çoşku yaylada on beş gün sürer. Vartivorcusu gelmeyen yaylacının, vartivoru hüzünlü geçer. Köyden vartivorcusu kalabalık gelen yaylacı gururlanır başı dik gezer.

Eskiden işler bitince köylüler, sabah namazıyla yola çıkardı. Türkü söyleyerek, tulum çalarak, Vice (Çamlıhemşin ilçesi) dibine gelirdik. Orda mola verir, yemek yer, tekrar yola koyulurduk. Ayder’de bir gece boş ambarlarda yatardık, sabaha kadar tulum çalar, horon oynardık. Ordan tekrar hep birlikte yola koyulur, öğleye doğru tüfek ata ata yaylaya girerdik. Yaylanın düzünde hemen horonu kurardık. Gece sabahlara kadar lamba, lüküs ateşiyle horon oynardık. On-onbeş gün böyle devam ederdi. Genç kızlar, delikanlılar en güzel elbiselerini giyerek vartevora gelirler. Sevdalıklar da vartevorda başlar, orda büyürdü. Genç kızlar, dalikanlılar sevdalarını atma türkülerle yine dile getirirlerdi”

Vartivor, halk arasında “Yayla Ortası” olarak da bilinen yörenin en önemli şenliklerindendir. Kutlamaların dinsel bir yönü olduğuna dair bir belgeye rastlanmamıştır. Ancak “Hemşinliler Hristiyan adetlerini muhafaza edip, Vartevor Yortusu Günü hepsi de kiliseye gider” ifadesi kullanılmaktadır.
Vartivor zaman olarak yayla döneminin tam ortasında rastgelmektedir. Bu dönem köylerde işlerin azaldığı, sıcaklık ve nem oranının arttığı, Ağustos ayının ilk on beş gününü kapsamaktadır. Yörede yaşlıların kullandığı “Köy Hesabı” ya da “Ay Takvimi” Hicri gün hesabıyla 20-22 Temmuz’da başlamakta, on beş gün sürmektedir.
Şenlikler ciddi bir organizasyon çerçevesinde kutlanmakta, kutlamaların düzenli yapılması için Başkan ve Kutlama Komitesi oluşturulmaktadır. Şenliğin başlamasından bitimine kadar her aşamasından, Başkan ve Şenlik Komitesi sorumludur. Şenliğin maddi giderlerini yayla halkı karşılamakta, herkes gücüne göre katkı sağlamaktadır, zorlama yoktur.
Şenliklerin en önemli kısmını horon oynamak için toplanan gruplar oluşturmakta, kızlar ve erkekler ayrı ayrı ya da birlikte oynamaktadırlar. Horonlar yayla halkının yaptığı çardaklarda veya büyük düzlüklerde oynanmakta, horon en önemli kısmını horon esnasında atılan silahlar oluşturmaktadır. Vartivorda “Hoşmeli” ve “lokum” gibi özel yiyecekler yapılmakta, yayla nüfusu iki üç misli artmaktadır.Vartivor şenliklerinin yukarıda anlatılan işlevlerden dolayı, biçimde değişime uğrasa da içerikte amacını koruyarak, kuşaktan kuşağa aynı görkem ve ihtişamla kutlanacak, Kavran Yaylası daha uzun yıllar şenliklere ev sahipliği yapacaktır.

Pazar / Rize

Dated: 4 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Rize
0 Comments
Roma konsulü Pompeus tarafindan kurulan Athena, uzun bir süre Roma’ya bağlı kalmış. Athena, dağları geçit vermeyen bir özelliğe sahip olduğundan, zamanın istilacılarından kaçan Grekler, Gürcüler, Mergeler ve Ermenilerin de sığınak yeri olmuştur.
Yeryüzünde Müslümanlığın doğuşundan sonra, Emeviler döneminde Anadolu’nun, özellikle güney bölümlerinde büyük kuşatmalar olmasına karşın, Athena bölgesine Müslümanların geldiğine ilişkin hiç bir belgeye rastlanmamıstır.
İlçenin Müslümanlıkla doğrudan temasa geçmesi Türklerin Müslümanlığı kabülü ile başlar. Pazar ve bölgesi 1054 yılında da Müslümanlığı tamamen kabul eder,
Trabzon’un Rum Pontus imparatorluğundan kurtarılması Fatih Sultan Mehmet tarafından 1461 yılında gerçekleşince Rize sahilleri tamamen Osmanlıların eline geçmiştir. Athena bölgesi de Türk egemenliğine katılınca Pazar, Ali Paşa’nın emrindeki komutanlara timar olarak verilmistir.
Erzurum halkının bir bölümü Yavuz Sultan Selim döneminde Rize’ye yerleştirilmistir.
Pazar Osmanlı döneminde, uzun bir süre timar olarak yönetilmistir. Batum, Rusya’ya bırakılmadan önce ona bağlı bir ilçe olarak kalmiş, 1864 yılında da tamamen ilçe durumuna getirilmiştir,
Gelenek-Görenek
Pazar, bölgenin en eski yerleşim birimidir. Kültürel özellikleri itibariyle geleneksel Türk örf ve adetlerini taşımaktadır. Örf ve adetlerine bağlı olmanın yanı sira, medeni ve sosyal ilişkileri zengindir. Ataerkil aile tipi egemendir. Özellikle köylerde, imece yaygındır. Köylerin müşterek ihtiyaçlarına halk katkısı oldukça iyidir.

Gezilmeli-Görülmeli

Kız Kalesi
İlçe merkezinin batısında küçük bir yarımada üzerine kurulmuştur. Kız Kalesi’nin kesin olarak kimin tarafından yapıldığı bilinmiyor. 13-14. yüzyılda Trabzon Devleti zamanında yapıldığı sanılmaktadır.
Cihar Kale
Sahilden 7 km. içeride, Yücehisar Köyü sınırları içinde Hemşin Deresi’nin doğusunda yer alır. Ana plan yuvarlaktır. Surların taş işçiliği muntazam değildir. Kapısı kuzey doğudadır ve iki kule ile desteklenmiştir. Ortada yine daire planlı bir kale bulunmaktadır.
Yücehisar Cami
Köyün merkezinde yer alır. Bir medrese ile birlikte 1799 tarihinde Ayşe Hanım tarafından kâgir olarak inşa ettirilmiştir.

Ulaşım
Pazar, il merkezine 38 km. mesafede Rize-Hopa devlet karayolu üzerinde kuruludur.Hopa-Samsun Karadeniz duble yolunun inşası çalışmaları ilçemiz sınırları dahilindede devam etmektedir.
Ayrıca, ilçe merkezinde bir iskele, Kirazlık Mahallesinde orta tonajlı gemilerin girebileceği bir liman ve Soğuksu mahallesi ve Balıkçı Köyündede birer balıkçı barınağı mevcuttur.

Rize

Dated: 4 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Rize
0 Comments
Karadeniz bölgesi içinde Rize en karakteristik özellikleri gösterir. Anadolu’nun diğer bölgelerinden coğrafi yapısıyla olduğu gibi kültürel yapısıyla da ayrılır.
Ancak doğayla sıkı bir uyum içerisindedir.
Arazi koşullarının sebebiyle dağınık yerleşim görünür.Mimari yapıda ahşap işçiliği göze çarpar.Bugün çay ekonomide önemli bir yere sahiptir.Ancak çay öncesi yaylacılık,gurbetçilik yoğun bir şekilde yaşanmıştır. Rize yeraltı kaynakları bakımından da çok zengindir. Kentin hemen hemen her ilçesinde bir ılıcaya yada kaplıcaya rastlamak mümkündür. Bunlardan en meşhurları çamlı hemşin ilçesine bağlı ay der kaplıcaları ile merkez ilçeye bağlı An don içmeleridir. Mide ve Böbrek rahatsızlıklarının tedavisine iyi gelen suyu ile ünlü Andon Içmeleri ile ayder kaplıcaları doğal güzellikleriyle de dikkat çekerler.

Görülmeli-Tadılmalı

Hemşin çorabı,Rize bezi(Feretiko),çeşitli sepetler,şimşir kaşık türleri,iskemle yapımcılığı,hasır örme,bakırcılık,maket taka ve kemençe yapımcılığı v.s.Yöre mutfağı mısır,karalahana ve deniz ürünleri üzerine şekillenmiştir.Buğday ununun kullanıldığı her yerde mısır unu kullanılır.Kurutma olmadığı için salamura yöntemi gelişmiştir.Belli başlı yemekler arasında mısır ekmeği,hamsili ekmek,etli lahana sarması,burma lahana,haşlama,turşu yemeği,mıhlama,turşu tavali,kiremitte hamsi,alabalık tava (ve diğer balıklar),pepeçura,su böreği,laz böreği v.s. yeralır.Karadeniz insanı deyince hemen hızlı ve çevik insan akla gelir.Horon da öyledir.Rize merkezi ve civarında kemençe ile,Yüksek Hemşin kesiminde ise tulumla yapılır.Horon aralarında türküler söylenir ancak esas karşı beri atma türkü günlük yaşamın her devresinde görülür.

Gezilmeli
Andon ve Çamlık orman içi dinlenme yerleri Ayder , Cimil , Çat , Başhemşin , Ovit ve Palovit yaylaları Ayder kaplıcası , Andon ve Şimşirli içmeleri , Rize Çayeli ve Pazar (kızkulesi ) kaleleri ,Kale- i Bala , İslam Paşa , Gülbahar ve Cafer Paşa camileri

Kaçkarlar

Doğuda Artvin, Güneyde Erzurum ve Bayburt, Batıda Trabzon ve Kuzeyde Karadeniz ile sınırlı olan Rize, çok engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Deniz kenarlarındaki dar vadi ağızları hemen hemen hiç yoktur. Yüksek ırmaklı tepeler arasındaki en yüksek nokta olan Kaç kar Dağı (3937 m.) yaz-kıs kar tutar. Kaçkar Dağlarının doğal yapısı birçok kış sporu yanında, Trekking ve dağcılık içinde uygun topografyaya sahiptir.

Dağ-kayak için Kaç kar Dağları doğal bir pist görünümündedir. Rize ili toprakları Kuzey Anadolu kıyı dağlarının yüksek kesimlerinden doğarak Karadeniz’e dökülen irili ufaklı bir çok akarsu ile bölünür.Bu akarsuların en önemlileri Fındıklı, Büyük dere, Pazar, Kara dere, iyi dere ve Fırtına deresidir. Rize’deki göller, dağların yüksek kesimlerinde, buzulların aşındırması neticesinde oluşmuş küçük buzul gölleridir.

Yaylalar
Kaçkar sıradağlarının eteklerinde,Çamlıhemşin ve İkizdere ilçelerinde yoğun bir biçimde yer alan yaylalar iyi korunmuş özgün mimarili evleriyle bulutların ötesinde bir yaşam sunar izleyenlere.Bu yaylalardan Ayder,Aşağı Yukarı Kavron ve Anzer yaylaları “Turizm Merkezidir”.Bu yaylalar özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olur.

Dağ Sporları
Kaçkar dağları Türkiye’nin 4.büyük dağıdır.Alp dağları silsilesindendir.Yürüyüşler,dağ tırmanışları için uygun bir ortam oluşturur.Flora ve fauna olarakta çok özel bir yapıya sahiptir.

Kano
Rize derelerinde özellikleFırtına ve İyidere’de karların eridiği zamanda kano yapılmaktadır.

Termal Turizmi
Doğu Karadeniz’in tek kaplıcası Ayder’dedir.Çoğu hastalığa iyi geldiği kanıtlanan kaplıca ilgi odağıdır.Ayrıca içmece olarak Rize zengindir.Özellikle Andon içmecesi,böbrek hastalıklarına iyi gelmektedir.İkizdere Ilıca köyünde de sıcak su sondaj çalışmaları devam etmektedir.

Kuş ve Kelebek Gözlemciliği
Kaçkarların zengin florası yanında kuş ve kelebeklerin fazlalığı bu etkinliğin yapılmasına fırsat verir.Özellikle İkizdere,Çamlık Bölgesi bu aktivite için çok iyi bir ortam oluşturur

İklim

Rize’de kışlar ve yazlar ılık geçer. Yıllık sıcaklık ortalaması +14 derecenin altına düşmez. Bölge, Türkiye’nin en çok yağış alan yeridir. Son 40 yıllık ortalamaya göre Rize’de yılda metrekareye 2510 kg. yağış düşmektedir. Bu iklim özelliklerine göre yörede Akdeniz bitkileri ve çay yetişmektedir. Ormanlarda en çok kayın, meşe, kestane, ıhlamur, ladin, kızılağaç ve orman gülü bulunmaktadır.