Boyabat

Dated: 6 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Sinop
0 Comments
İlçenin M.Ö. 600 yıllarında kurulduğu sanılmaktadır. Şehrin eski adı Germanikopolis’tir. İlçeyi ilk kuranların Gaşkalar olduğu tahmin edilmektedir.
Boyabat, boy ve abat kelimelerinden meydana gelmiştir. Boy, uzunluk ya da kabile, soy, aşiret; abat, mağrur, imar edilmiş anlamına gelmektedir. Bir başka söylentiye göre de “uzun ova” anlamı verilir. Boyabat sırasıyla Gaşka, Hitit, Paflagonya, Lidya, Pers, Makedonya, Roma, Bizans egemenliklerine girmiştir. Boyabat yöresi Danişment hükümdarı Gümüş Tegin tarafından Türk İdaresine katılmış, Selçuklu, Candaroğulları dönemlerinden sonra nihayet 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı hakimiyetine girmiştir. İlçe, Osmanlı zamanında Kastamonu Sancağına bağlı bir kadılıktır. Tanzimat devrinde Boyabat nahiyeye çevrilmiş, 1868 yılında da kaza yapılmıştır. İlçede Osmanlı Devleti’nden kalma birçok eser vardır. Akmescit Camii, şu anda harebe halinde olan Çay Mahallesindeki Medrese, Daylı Türbesi, AşıklıTekke Türbesi, Büyük Cami, Bekir Paşa Su Kanalı vs. İlçe Cumhuriyet döneminde Sinop iline bağlı bir ilçe olurken gelişmesini de hızla sürdürmektedir.

Görülmeli-Gezilmeli

Salar Köyü Kaya Mezarı
M.Ö. 7. yy. ortalarında Paflagonyalılar tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Mezardaki hayvan figürleri oldukça değerlidir.
Ambarkaya Mezarı
Göknük Ören Köyü’nün batısında 2km uzaklıkta Kayaaltı Deresi kenarındadır.

Dodurga Köyü Resimli Kaya
Ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Başı açık bir insan figürü vardır.

Arımkaya Tüneli ve Kaya Mezarı
Arım Çayı kenarında, Yukarı Arım Mahallesi üstünde yüksek bir kayadır.

Ayrıca Boyabat’ta eski su yolları ve su kemerleri bulunmaktadır. Büyük Cami, Yazı Köyü Cami, Cuma Köyü Cami eski tarihi camiler arasında yer alır. Aşıklı, Bahşaşlı adlarıyla tanınan tekkeler mevcuttur.

Boyabat Kalesi
İlimiz Boyabat ilçesinde bulunmaktadır. Bugünkü durumu ile sur ve burçları ve yapım malzemesi, Osmanlı Kalesi olduğunu açıkça ortaya koyar. Ancak kalenin temelleri daha önceden atılmıştır. Bu nedenle kaleyi, eski ve yeni kale olarak iki bölümde incelemek mümkündür. Eski kalenin temelleri M.Ö. 6. Yüzyılın başlarında Paflagonyalılar zamanında yapılmıştır. Kalenin eski temellerinde kale iç duvarlarının bir kısmında Roma ve Bizans eserlerine rastlamak mümkündür. Yeni kalenin bugünkü halinin Osmanoğulları zamanında yaptırıldığı kesindir. Ancak kalenin bir kitabesine rastlanılmaması yüzünden yapılış tarihi bilinmemektedir.

İklim
İlçe Karadeniz Bölgesinde olmakla birlikte deniz iklimi özellikleri taşımamaktadır. Orta Anadolu İklimi daha etkilidir. Yazları çok sıcak, kışları çok soğuktur. Yılda ortalama yağış alan gün sayısı 80 olup, 300-400 mm. yağış düşmektedir. Yılın en sıcak ayları Temmuz, Ağustos, Eylül, en soğuk ayları Ocak ve Şubat’tır. İlçede hakim rüzgar poyraz ve yıldızdır.

Ayancık

Dated: 4 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Sinop
0 Comments
Ayancık ve çevresinin tarihi; yazılı kaynak, söylence ve yakıştırmalara göre: Ayancık ve çevresinde yaşayan ilk kavimler Pafloganyalılar, Amazonlar, Akarlar ve Dor’lardır. İlk çağda Paflagonya, Batı Karadeniz bölümünde Britanya, Pontusye, Galatya arasında kalan yerdir. Paflagonyalılar bu bölgede bilinen ilk yerli halktır.
M.Ö.1200 yıllarına kadar Etiler’e bağlı, onların korumaları altında yaşamışlardır. Ayancık ve çevresi 11. yüzyıl sonlarında ilk kez Danişmentoğulları’nın egemenliğine girmiştir. Bölge 1204′te Anadolu Selçukluları’nın , 1259′da Pervaneoğulları’nın , 1292′de Candaroğulları’nın eline geçmiştir. 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet, Trabzon seferine giderken Sinop ve çevresini kesin olarak Osmanlı Devleti’ne bağlamıştır.

Görülmeli-Gezilmeli
Yörenin sahip olduğu deniz kıyıları, turizm sezonunun kısalığına rağmen turizm hareketlerinin odak noktasını oluşturmaktadır. Tüm sahil kesimi, konaklama tesisleri, kampingler ve günü birlik tesisler gibi yatırımların gerçekleştirilmesine müsaittir. Ayancık ilçesi çevresinin dağlık ve ormanlık alanlardan oluşması ve Küre Dağlarının yüksek tepelerinin ilçe sınırlarında olması nedeni ile orman içi pek çok dinlenme alanı ve yaylalara sahiptir.Bu yaylaların en önemlileri Çangal , Akgöl ve Karlık Yaylalarıdır.

Angal
Ayancık-Kastamonu yolunun 25.km’sinde yoldan 3km içeride bulunan Çangal; orman içindeki açıklık alana kurulmuş bir yerleşim yeridir. Burada Orman İşletmesine ait idare binaları, misafirhane ve lojmanlar bulunmaktadır. Binalar tek katlı olup arazi üzerinde dağınık vaziyettedir. Küçük bir tatil köyü havası yaratılmıştır. Tesisler Ayancık Kereste Fabrikasını kuran Belçikalı ve Almanlar tarafından 1930′lu yıllarda inşa edilmiştir. Etrafındaki geniş köknar ormanları ve yakın köylerle birlikte kış turizmi, av ve dağ turizmi için uygun olup, tesis yapımına oldukça müsaitttir.
Akgül
Ayancık ilçesinin güneyinde Ayancık-Kastamonu yolunun 31.km’sinde, yoldan 5km içeride bulunan Akgöl, 1200 metre yüksekliktedir. Etraftaki sık köknar ormanları içinden akan iki çayın birleşerek oluşturduğu göl ortalama 3 dönümlük alanı kaplamaktadır. Gölün yanında orman işletmesine ait bir tesis bulunmaktadır. Günü birlik piknik için uygun olan göl civarındaki orman içlerinde piknik masaları ve ızgara yerleri bulunmaktadır. Çevre ormanlarda yaban domuzu, ayı, kurt, çakal ve tavşan gibi av hayvanları mevcuttur. Akgöl’e ulaşmak için inilen 5km lik yol stabilize olup buradan da İnaltı bölgesine dogru yol devam etmektedir. Bu yol üzerinde bulunan Alabalik Tesisleri, İnaltı Mağarası; safari ve yürüyüşler için de müsaittir. Kış mevsiminin uzun geçtigi bölgede küçük kayak pistleri, yayla , av ve dağ turizmine yönelik tesisler yapılmasına uygun yerler mevcuttur.

İnaltı Mağarası
İnaltı Köyü köyün hemen arka yamacında bulunan mağara ile ünlenmiştir. Mağaranın oldukça büyük olan ağzı köyden görülebilmektedir. Yaklaşık 500 metrelik bir tırmanıştan sonra mağaraya ulaşılmaktadır. Mağaranın aydınlatılması ve çevre düzenlemesi yapılarak ziyaretçilerin hizmetine sunulmuştur. Civarında Kanyon, Akgöl, Karlık Yaylası ve Düdeni gibi doğal güzelliklerin de bulunması mağaranın önemini daha da arttırmaktadır.

Arkeoloji

İstefan Kral Mezarları
Ön tarih devirlerinden kalan ve henüz hiç bir bilimsel araştırmanın yapılmadığı İstefan Yöresi’nde özellikle kaya mimarisi önemlidir. Burada Pontus Kralları’na ait kaya mezarları vardır.

İstefan Sulu Kulesi
İstefan Burnu’nun batı yakasında, toprak altında olup, içi toprak ve su dolu haldedir. Galerilerinden biri toprak üstündedir.

Ayancık Kilisesi (ESKİ CEZAEVİ)
Şehir merkezinde, Gazhane caddesi üzerinde olup cezaevi olarak kullanılmıştır.

Ayancık Çarşı Camii (YALI CAMİİ)
1891 yılında Ömer Seyfettin’in hikayesini anlattığı cami, Ayancık’ın ilk camisidir. Bilinmeyen bir nedenle yıkılmış ve yerine 1908 yılında şimdiki Yalı Camii yapılmıştır.

Yalı Hamamı
Ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmeyen hamam, 10 yıl öncesine kadar işletilmiştir. Şu anda faal durumda değildir.

Kültür

Köy Evleri
Ayancık ve yöresinin köy evleri mimari özellikleri bakımından diğer yörelerden belirgin farklılıklarla ayrılmaktadırlar. Bu evler bölgede çok yaygın olan Kestane ağaçlarından yapılmış, bir veya iki katlı, verandalı, bazıları dekoratif çıkıntılara sahip, ahşap üzerleri oyularak süslenmiş, çatılı evlerdir.

Kalasların ahşap çivi ve takozlarla birbirine tutturulmasıyla yapılan bu evlerin, çatı döşemesinde (bölgedeki fay kırıklarından elde edilen) yassı taşların kullanılması, kalasların oturmasına ve binanın daha da sağlam olmasına katkı sağlamaktadır.

Sinop

Dated: 4 Eki 2008
Posted by Heartless
Categoiry: Sinop
0 Comments
Sinop doğal güzellikler ve tarihi eser yönünden oldukça zengindir. Zengin orman örtüsü, Karadeniz’deki uzun kıyısı, bol su kaynakları, doğal kumsalları ve mesire yerleri ilin başlıca güzelliklerini oluşturur.
Sinop coğrafi konumu, kilometrelerce uzanan kumsallar, pırıl pırıl ve tertemiz denizi, turizme yatkın, uygar ve konuksever halkı ile büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Sinop halkının yabancılara karşı son derece saygılı ve candan davranışı, konuksever oluşu, Sinop’u bir huzur ortamı haline getirmiştir. Sinop’a gelenler, kendilerini evlerindeymiş gibi hissederler. Ayrılırken adeta duygulanırlar. Dinlenmek, denizden yararlanmak, rahat bir tatil geçirmek, gürültü ve stresten kurtulmak isteyenler için Sinop, bir huzur ortamıdır.

Sinop, M.Ö.4500 yıllarından başlayarak günümüze kadar uzanan değişik uygarlıkların izlerini taşıyan kaleler, kiliseler, camiler, hanlar, hamamlar, çeşmeler, medreseler, tabyalar, evler gibi eşsiz tarihi eserlerin adeta kucaklaştığı bir yurt köşemizdir. Sinop’ta her türlü kara, su altı ve su üstü avcılığı yapılmaktadır.

Sinop, turizm açısından zengin potansiyel kaynaklara sahiptir. Doğal güzellikler ve tarihi eser yönünden oldukça zengindir. Zengin orman örtüsü Karadenizdeki uzun kıyısı, doğal kumsalları, yaylaları, mesire yerleri İl’in başlıca güzellikleridir.

Görülmeli-Gezilmeli
Sinop Kalesi
İ.Ö. VIII. Yüzyılda Milet’ten gelerek Sinop’ta yerleşip koloni kuran göçmenler tarafından ilk defa yapıldığı düşünülmektedir. Kaleler VII. Yüzyılda Kimmerlerin istilasından sonra yeniden onarılmıştır. VI. yüzyılda Pers hakimiyetine geçen şehir Pontus Kırallığının önemli bir merkezi olmuş, surlar IV. Mitritathes tarafından bugünkü sınırlarıyla onarılıp geliştirilmiştir. Romalılar ve Bizanslılar döneminde de devamlı onarım görmüştür. 1214 ve 1261 yıllarında Selçukluların eline geçen kale yeniden onarılarak savunmayı güçlendirmek amacıyla iç kale oluşturulmuştur. Sinop şehir surları yarım adanın en dar olan boyun kısmını tamamen çevrelemektedir. Kuzey surları 1800 m. güney surları 400 m. doğu surları 500 m. batı surları 273 m. olmak üzere toplam sur uzunluğu 2973 m.’dir. Sur kalınlığı 8 m. olupyüksekliği 25-30 m. arasında değişir. Evliya Çelebi seyahatnamesinde Kumkapı, Tersane kapı, Yenice kapısı, Tabakhane kapısı, Lonca kapısı ve Deniz kapısından bahseder. Günümüze kadar Kumkapı ve lonca kapısı ayakta kalmıştır. Kuzey surları denizin etkisiyle çok yıpranmıştır. Selçuklular döneminde iç kale 1877 tarihinden itibaren hapishane olarak kullanılmaktadır. 06 Aralık 1997 tarihinde cezaevi yeni hizmet binasına taşınmıştır. Balatlar Kilisesi
Bizans dönemine ait bir yapıdır. Çağının tipik mimari örneklerini gösterir. Geniş bir alana yapılmış büyük bir avlu, haçvari simetrik planlı bir mekan vardır. Şapel ve diğer mekanlardan oluşan yapı, tümüyle dikdörtgen yapılıdır. Kilisede sadece şapelin tonozla örtülü üst yapısı sağlam kalmıştır. Diğer bölümlerin üstü açıktır. Şapel tavanı ve giriş mekanında boyalı freskler günümüze kadar sağlam kalmışsa da çok tahrip olmuştur. Bizans yapı tekniğinin güzel bir örneğidir. Tüm duvarlarda dört sıra tuğla kullanılmıştır.

Sarıkum
Deniz, orman ve gölün bir arada bulunduğu eşsiz bir piknik alanıdır. Sinop´a 21 km. uzaklıktadır.

Hamsilos Fiyordu
Y emyeşil ormanı, rengarenk çiçekleri ile bir nehir gibi kara içine giren Hamsilos Türkiye´nin tek fiyordudur. Sinop´a 11 km uzaklıktadır.

Seyyid Bilal türbesi
Selçuklu Çağı´nda yapılmıştır. Hz. Hüseyin soyundan ve Arap ordusu komutanlarından Seyyid Bilal´in şehit olduğu yerde yapılmıştır.

Ayancık
Sinop il merkezine uzaklığı 62 kilometredir. 10.000 nüfuslu şirin bir ilçedir. 1870 yıllarında Aya veya Ayan tepesi eteklerinde kurulduğu söylenir. Istefan Kaya Mezarları, Ayancık Kilisesi, Istefan Sulu Kilise, Ayancık Çarşı Camii ve Yalı Hamamı görülebilecek yerler arasındadır.

İklim
Batı Karadeniz ile Doğu Karadeniz iklimlerinin iç içe geçtiği bir yöre olan Sinop´ta mevsimler arası sıcaklık farkı çok belirgin değildir. Her mevsim gezi için uygundur.

Etkinlikler
Sinop Turizm Şenlikleri: 21-23 Temmuz
Ayancık Keten Festivali: 27-29 Temmuz
Gerze Deniz Şenlikleri: 18-20 Temmuz
Ayancık Panayırı: 18-21 Eylül
Dedeağaç Köyü Panayırı: 5-9 Eylül
Topağacı Panayırı (Ayancık): 11-15 Ağustos
Gürsökü Panayırı (Ayancık): 1-4 Ekim
Boyabat Panayırı: 28-29 Ekim
Saraydüzü Panayırı: 28-29 Ekim
Gökırmak Panayırı (Durağan): 30 Ekim-5 Kasım
Erfelek Panayırı: 21-26 Eylül
Dikmen Panayırı: 1-2 Eylül
Çalboğaz Panayırı (Gerze): 14-18 Eylül
Karlı Köyü Panayırı (Gerze): 23-27 Eylül
Türkeli Panayırı: 30 Eylül-3 Ekim
Düzler Panayiri (Türkeli): 24-27 Ağustos
Helaldi Panayırı (Türkeli): 30 Ağustos-2 Eylül
Kuşçular Panayırı (Türkeli): 3-6 Eylül